Çaycuma Masaj Salonu Masöz Çiğdem

Çaycuma Masaj Salonu

Dakika başı, bir yazgı kurbanı olmadığını tekrarlıyordu içinden: Tehlikelere atılıyor, kendini aşıyor, ne kadar saçma görünse de, kül rengi yaşlılık günlerinde, yüreğinin sessizliğinde belli bir özlemle anacağı vakalar yaşıyordu. Kimsenin kendisine yaklaşmayacağına emindi. Yarın, geriye çılgınca bir rüya kalacaktı sadece, çünkü gecede bin frangın tek bir kez kazanılabileceğini fark etmişti; Brezilya’ya dönüş biletini alması daha ihtiyatlıca olurdu.  Vakit daha hızlı geçsin diye, aklından öbür kızların ne kadar kazandığını hesapladı: Gecede üç müşterinin peşine takılsalar, onun kumaş mağazasındaki iki aylık kazancını bir günde alırlardı. Bu kadar çok muydu? Kendisi de bir gecede bin frank kazanmıştı, fakat bu kim bilir çömez şansıydı. Çaycuma Masaj Salonu

Çaycuma Masaj Salonu

 

Her ne olursa olsun, bir fahişenin geliri, ülkesinde Fransızca dersleri vererek toplayabileceğinden çok daha yüksekti. Tek yapması gereken, bir süre barın birinde beklemek, dans etmek, bacaklarını açmaktı, hepsi bu. Sohbet etmeye bile gerek yoktu. Paranın gerçekten iyi bir gerekçe bulunduğunu düşündü gene. Çaycuma Masaj Salonu Fakat tek gerekçe bu muydu? Yahut buradaki insanlar, müşteriler ve kadınlar bir halde gönüllerini mi eğlendiriyordu? Yoksa dünya, okulda anlattıklarından çok mu değişikydı? Prezervatif kullanırsa, tüm tehlikelerin önünü alırdı. Ülkesinden birinin onu tanıması da söz mevzusu değildi.

 

Kimse Cenevre’ye gelmezdi, -derste bir keresinde öğrettikleri gibi- bankalardan pek hoşlanan işadamları dışında. Fakat Brezilyalıların çoğu daha ziyade mağazalara meraklıydı, özellikle Miami veya Paris’te bulunanlara. Günde dokuz yüz İsviçre Frangı, haftada beş gün. Bir servetti bu! Bir ayda annelerine ev alacak kadar para kazanıyorlarsa, bu kızların burada hâlâ ne işi vardı? Çalışmaya yeni mi başlamışlardı yoksa? Veya -Maria sormaktan bile korkuyordu-, bu iş hoşlarına mı gidiyordu? Gene canı içmek çekti, bir gece önce şampanya ona çok yardımcı olmuştu. Çaycuma Masaj Salonu “Bir kadeh ikram edebilir miyim?” Karşısında otuz yaşlarında biri duruyordu, üzerinde bir havayolu şirketinin üniforması vardı. Maria sahneyi ağır çekimde seyretti ve bedeninden çıkıp kendini dışarıdan izlediği duygusuna kapıldı.